24 Eylül 2019 Salı

İzmir- Tulumbacılar

İzmir- Tulumbacılar


Telif hakları vardır. Telif hakları (COPYRIGHT) dosyasını okuyunuz 


İzmir yangın tarihi
1900 ve öncelerinde İzmir' de bulunan binaların, ibadethane-han gibi kagir yapılar dışında ahşap olduğunu biliyoruz. Evlerin çok bitişik nizamda oldukları, sokakların ve caddelerinin dar olduğu bir yerleşim yeridir İzmir. Bu nedenler  ile İzmir sık olarak yangınlara maruz kalmıştır. Aşağıda olan bilgiler İslam Ansiklopedisi, İzmir bölümünden alınmıştır (2)
1- 7 Nisan 1738: Fazla tahribat yapmamıştır.
2-  27 Ocak 1741: Fazla tahribat yapmamıştır.
3-  3 Temmuz 1742: Yangın Yahudi mahallesinden başlamış, sonra Türk mahallelerine atlamış ve 48 saat sürmüş, şehrin 2/3 ü yok olmuştur.
4-  Mart 1752.: Fazla tahribat yok.
5-  Ağustos 1761: Fazla tahribat yok.
6-  6 Ağustos 1763. Bütün Frenk bölgesi yanmış. Bunun üzerine, Batılılar, sokakların genişletilmesini, fıçıcı esnafının ve meyhanelerin şehir dışına taşınmalarını istemişler.
7-  1773  yangını günümüz Agora harabelerinin olduğu yerin üst kısımlarında ( agoranın Kadifekale tarafı) görülmüş, orada bulunan ibadethane, Türk, Rum ve Yahudiler ait evleri yakıp yok etmiştir. 500 civarında bina yok olmuştur. 
8- 1795 yılı: Fazla tahribat yok.
9- 1797 yılı: Fazla tahribat yok.
10- 1817 yangını. 1500 ev yanmış.
11- 19 Eylül 1825: 2000 ev yanmış.
12-  3 Haziran 1834: Kasap Hızır mahallesinde başlamış. 6 saat sürmüş.
13-  1840 yılında arka arkaya yangınlar görülmüş ancak büyük tahribat olmamış.
14-  30 Temmuz 1841: 7 saat sürmüş olan büyük bir yangın. Yahudi mahallesinden başlamış, Türk mahallelerine atlamış. 4907 ev, 2407 dükkan, 14 han, 12 cami, 30 mescit, 14 medrese, 14 okul, 8 hamam, 7 havra kül olmuş.
15-  3 temmuz 1845: İmamoğlu handa başlamış. Ermeni mahalleleri tamamen , Frenk bölgesi kısmen yanmış.
16-  28 Eylül 1852: Şadırvan caddesinde başlamış. 560 dükkan, 1 mescit, 1 medrese, 1 hamam, 50 yahudi odası (kortejo odası ?), 1 okul, 50 sebil yok olmuş.
17-  23 Aralık 1857: Kestanepazarı yangını. 24 dükkan , 1 okul yanmış.
18-  7-8 Ağustos 1864: Türk mahalleleri tahrip olmuş.19 18-19 Temmuz  1882: Türk ve Yahudi mahallelerinde görülmüş. 2000 ev yok olmuş.

İzmir' de XIX yüz yılın son çeyreğinde, yabancı sigorta şirketleri tarafından , zamanına göre  modern itfaiyenin kurulduğunu biliyoruz (1880). Yangın kulesi, 1897 yılında (halen var) yapılmıştır. Yangın olduğunda da top atışı ile yangın ihbarı verilir idi.
Bu oluşumlardan daha önceleri de İzmir' de yangın söndürmeye giden tulumbacılar vardı. Tulumbacılar, semtin gözü pek gençleri tarafından oluşturulan yerel yangın söndürme ekipleridir. Bu ekipler, devletten bir maaş almazlar, yangın söndürüldükten sonra, evi yanan kişi ya da kişilerden bahşiş alırlardı.(1). Bu tür bir örgütlenme Kubilay mahallesi civarında mahallenin gözü pek gençlerinin oluşturduğu tulumbacılar ekibi reis Ali Bey tarafından kurulmuş olduğu bilinmektedir. (Ali Bey İzmir Tulumbacı Reisi 1911 – 1924 ). Belki de  bu bölgeye Ali Reis adı bu neden ile verildi.

Aşağıda yazılı olanlar 1912 tarihli Bon İzmir şehir planından derlenmiştir. İlgilendiğim bölge, Cumhuriyet öncesi Türk-Yahudi ve kısmen de Türk bölgesine komşu Rum sokakları oldu. , Sınırım, günümüz Fevzi paşa bulvarının Basmane den başlayıp gümrükte sonlanan, şehrin güney bölümü oldu. Fevzi paşa bulvarının kuzey tarafı Frank-Rum-Ermeni bölgesi oldu.
Yangın söndürme ekiplerinin yani tulumbacıların, tulumbalarını acaba nereden dolduruyorlardı ?. Ya bir çeşme, ya bir sarnıçtan su alıyor olmalı idi. Bunun üzerine eski tarihli şehir planlarına baktım. Bunun nedeni, 1900 yıllarında yapılan şehir planlarının, sigorta şirketleri tarafından yaptırılmaları idi.  Çıkış noktam budur. 

 Saptayabildiklerim;
1-, Halkımızın Rum kız okulu olarak bilinen yapının (günümüzde olmayan küçük Aya yani kilise bitişiğinde) üst sokağının Günümüz Eşref paşa caddesine ( Halk tarafından İkiçeşmelik caddesi olarak tanımlanmaktadır) açıldığı noktada bir adet su doldurma yeri var.
2-  Günümüz Altınpark eczanesi civarında (Altınparka bitişik- 967 sokak başlangıcı)  bir adet.
3-  Dönertaş sebilinin olduğu yerde bir adet.
4- Emir sultan türbesinin  doğusunda bir adet. (967 sokak üzerinde)
5-  Konakta, Devlet hastanesinin arka tarafında bir adet.
6-  Günümüz Fevzi paşa bulvarı üzerinde, Çankaya yakınlarında bir adet.
7-  Günümüz Kubilay mahallesinde 1 adet.
8- Cezayir iş hanının güney-doğusunda bir adet.

KAYNAKLAR

1-  İtfaiye tarihi. https://itfaiye.izmir.bel.tr/(X(1)S(lt43humszajjqefw4ixnf0gd))/tr/tarihce/2/9?AspxAutoDetectCookieSupport=1
2-  İslam ansiklopedisi, İzmir bölümü
 https://islamansiklopedisi.org.tr/izmir
3-  Abdülkadir Hazman ., Yangın VAR. EGENİN SESİ- İZMİRİN KAVAKLARI .121  06/04/2014 10:57


Osman Koçanaoğulları

25 Eylül 2019


14 Eylül 2019 Cumartesi

Atlı Tramvaylar - İzmir

Atlı Tramvaylar - İzmir


İzmir'de ilk tramvay 1 Nisan 1880'de, Alsancak garı ile pasaport iskelesi arasında yük taşımak için yapıldı. Bu hat geceleri, yeni yapılan Alsancak limanı ile Alsancak garı arasında yük taşırken, gündüzleri de Alsancak garı ve liman arasında yolcu taşımasında kullanıldı.
 Bu hat,  1901 yılında yeni inşa edilen Konak meydanına (Atatürk meydanı) 'na kadar uzatıldı. 
Atlı tramvaylar , teknolojinin de gelişmesine bağlı olarak, yerini 31 Ekim 1928 de Elektrikli tramvaya bıraktı. Bu arada kentin toplu taşıma gereksinimi de giderek artıyordu ve 19312 yılında otobüs seferleri de kent içi ulaşımda kullanılmaya başlandı. Yani 1932 yılında İzmir kent içi ulaşımda heme elektrikli tramvay hem de otobüsler birlikte çalışıyorlardı. 
Elektrikli tramvayların daha yavaş olması nedeni ile İzmir belediye meclisi elektrikli tramvayların kaldırılması kararını, 2 senelik geçiş süresi olmak üzere 1952 yılında aldı. 7 haziran 1954 tarihinden itibaren de tamamen kullanımdan kalktı.






























Kaynak



Osman Koçanaoğulları

5 Ağustos 2019 Pazartesi

Agios Ioannis Teologos ( Küçük Aya Yani ) kilisesi ve okulu - İzmir

Agios Ioannis Teologos ( Küçük Aya Yani ) kilisesi ve okulu - İzmir

Telif hakları vardır. Telif hakları (COPYRIGHT) dosyasını okuyunuz 

Kilise ve beraberinde olan yapıların kısa tarihi
Burada   6 yüzyılda Agios Voukolos ve Agios Poicarposa adanmış bir dua evi olduğuna inanılmaktadır. 

1773
yılında
 burada bir dua evi olduğu ve bunun da yangın ile yok olduğu bilinmektedir. Bu dua evi ile birlikte Türklere ve Yahudilere ait bir çok bina ve ibadethane yangın sonucu yok olur.
Yanan bu küçük ibadethane yerine 1778 yılında yeni bir kilise yapılır. Bu kilise hem çok küçük hem de sağlam bir bina değildir.
Bu neden ile bu sağlam olmayan yapının yerine 1804 yılında yeni bir kilise yapılması düşünülür. İşte bu kilise 1960 başlarına kadar sağlam olarak kalan ve bizlerin Küçük Aya Yani kilisesi olarak tanımladığımız Agios Ioannis Theologos kilisesidir.
Şimdi gelelim, 1922 İzmir yangınında yangın bölgesinde olmadığı için yanmayan ve 1960 başlarına kadar ayakta kalan 1804 yılında inşa edile Küçük Aya Yani (Agios İoannis Theologos) kilisesinin ilginç öyküsüne.
1804 yılında bu kilisenin yapımı başlar. İnşaat çatı düzeyine kadar gelir. Ancak çevrede bulunan Türkler bu inşaattan hiç hoşnut değillerdir. Kilisenin çatısı yapılırken,  kilisenin doğu tarafında oturan bir Türk, inşa edilen kilisenin kendisinin denizi görmesini engellediğini öne sürerek kilise inşaatının durdurulmasını ister. Bu nedenle kadıya gider. Gavurların  bir kilise değil bir kale inşa ettikleri ve rüyasında Hz. Muhammedi gördüğünü ve peygamberin kendisine binayı yıkmayı emrettiğini kadıya anlatır. Kadı, kilise inşaatının durdurulmasını emreder ve ertesi gün atına biner ve adamları ile kiliseyi yıkmak üzere yola çıkar. Kiliseye giderken sebze pazarında (Lachanopazaro - Lahana pazarı) birden ölür. Bu olay ile birlikte inşaat da durmuştur. Ölen kadıdan sonra gelen kadıya, olasılıkla Rumlar tarafından görüşme isteği gelir, kadı bu görüşmeyi kabul eder. İzmir'in varlıklı Rumları aralarında para toplarlar ve bir kese içine 100 altın sterlin koyup kadıyı ziyarete giderler. Konuları, kilisenin inşaatının tamamlanmasıdır. Giden ekip, kadıya içi para olan keseyi verirler. Kadı kese de ne olduğunu sorar. İçinde para olduğu söylenir. Kadı kızar.para dolu keseyi geri verir. Kilise inşaatına izin verir ve bu aşamadan sonra olacak masrafların yarısının kendisi ( ödenek) tarafından karşılanacağını söyler ve getirdikleri rüşveti geri verir. Kilisenin inşaatı aynı yıl içinde yani 1804 yılında tamamlanır ve kilise ibadete açılır.

Bu kilise günümüzde yoktur.Kilisenin yapısı ve geniş tarihi bu yazının konusu değildir. Ziyaret edildiğinde günümüzde görülebilen yerler ve kalıntılar, bunların bu yazıda anlatılmaktadır.





1835 tarihinden günümüze dek geçen zaman dilimi içerisinde sokaklar bazı ufak değişiklikler dışında hemen hemen aynidir.
Dış görünüşü itibarı ile gösterişli olmadığı söylenen bir kilisedir. Elimizde kilisenin dış yapısını gösteren kapsamlı bir fotoğraf yoktur (Fotoğraf 1)





Kilisenin içi gösterişlidir (Fotoğraf 2).
Fotoğraf 1804 yılında inşa edilen ve 1960 yılına kadar sağlam olarak kalan Agios Ioannis Theologos (Küçük Aya Yani) kilisesinin içini göstermektedir. Dış yapısı sade olan kilisenin içi çok  gösterişlidir. Günümüze bu kilise içinden ulaşabilen yapı, günümüzde Atina -Nea Smyrni semtinde olan Aya Fotini (Agios Photini)  kilisesine bağışlanan Ikonastasistir. Bu ikonastasis, fotoğrafta  arka planda görülmektedir.
İkonastasis konusu; 
dosyada yazılmıştır.

Kilise 3 koridorludur. Orta koridor Agios Ioannis'e, diğer iki koridor ise Agio Voukolos ve Agios Policarpos' a adanmıştır. Kilisede erkek ve kadınlar bölümü ayrı olup kadınlar bölümü 6 adet sütunla desteklenmiş. (Fotoğrafın bize göre sol tarafı)

Kilisenin kapıları: 

1835 tarihinden günümüze dek geçen zaman dilimi içerisinde sokaklar bazı ufak değişiklikler dışında hemen hemen aynidir.



1835-1837 Greaves planlarında, kilise galeri yapısı ve beraberinde olan çan kulesi henüz inşa edilmemiştir. Burada  o yıllarda gerçek bir kapının olup  olmadığını bilmiyoruz ama , kiliseye giriş olduğu planda görülmektedir.


1876 Lamec Saad planında artık  kiliseye 4 adet giriş görülmektedir.. Bu girişleri Drakopoulos, 1922 yılına ait anılarında anlatmaktadır. ta anılarında anlatmaktadır













Çan kulesi, galeri ile birlikte 1859 yılında yapılmıştır.  Kulenin günümüz İsmet paşa okulu ön bahçesine bakan tarafında, aydınlatma deliği görülmektedir.  Çan kulesine, galeriden başlayan merdiven girişi olasılıkla kapatılmıştır. Merdivenlerin kulenin çan bölümü sahanlığında çıkış yeri bulunmaktadır.














Galeri, kuzeye, 824 numaralı sokağa açılmaktadır. Fotoğraf, galerinin batı yönünü göstermektedir. Doğu tarafında günümüzde iki adet bahçe görülmektedir. Galeri yapısı tonozlu bir yapıdır. İçinde odalar, ayazma bulunmaktadır. Çan kulesi ile birlikte 1859 tarihinde yapılmıştır.    



Asırlık çam ağacından Martha Nicol (1855 yılı) söz eder.  Ayinden  çıkan cemaatin, bu ağaç önün gelip ulusal birlik için saygı duruşunda olduğunu yazar. Ayni bilgiyi Solomonides te verir. Belki de yerel Rumlar burada dua da etmekteydiler. 





5 numaralı kapı:

Fotoğraf 824 numaralı sokaktan çekilmiştir. Kapı, çan kulesi ve galerinin yapıldığı 1859 yılında yapılmıştır. O tarihe kadar 1835 planlarında kiliseye bir girişin olduğunu biliyoruz.

Kapı 824 sokağa açılmaktadır. Gösterişli demir kapısı vardır. Kilise avlusuna bitişik olan galeriden kapıya merdivenler ile inilmektedir. Kapının arkasında çan kulesi, dolayısı ile de galerinin yapımına ait kitabe vardır.  Yunanca yazılan bu kitabenin Türkçe çevirisi şöyledir:
"Çan kulesi Ortodoksların yardımı ile, burada bulunan Ioannis Theologos kilisesini daha ihtişamlı kılmak için 13 Ağustos 1859 yılında sıfırdan inşa edildi."




7 numaralı kapı:
Bu kapı Drakopoulos'un  söz ettiği  kapılardan birisidir. Kapatılmış bir kapıdır. 822 sokağa açılan bir kapıdır.  1876 tarihli Lamec-Saad planında görülmektedir.




































Çizim de 8 numaralı kapı
826 numaralı sokağa açılır.Bu kapı, 1835 Greaves İzmir planında var. Drakopoulos bu kapıdan söz eder. Kapıdan " apano mahalle" ye açılan kapıdan diye söz eder.  Burada bilmediğimiz konu; bu kapıdan kilise bahçesine inan merdivenlerin nerede olduğudur.
Arka planda görülen okul 1804 tarihinde Rum okulu olarak açılan binadır. 1923 yılından 1963 yılına kadar İsmet paşa ilk okuluna ev sahipliği yapmıştır.
Rum okulu ile ilgili geniş bilgi;  Rum okulundan İsmet paşa ilk okuluna adlı dosyadadır.
https://okocana.blogspot.com/2021/10/rum-okulundan-ismet-pasa-ilk-okuluna.html















 Kilise (günümüz İsmet paşa ilk öğretim okulu) ve galerinin doğu kısmında yer almaktadır. 
(a), hep bahçe olarak kalmış bir bölüm olduğu düşünülmektedir.
(b) tarafı, (a) bahçeye göre daha yüksektedir ve burada 1960 yılına kadar, kilise lojmanı olarak kullanılan bina vardır ( Fotoğraf 1 e bakınız). (c) Merdivenler (c) 1930 lu yıllarda, okulun zemin katından bahçeye ulaşılabilinmesi için açılmıştır. Bir dönem burada ( Kurtuluş savaşından sonra,  hangi tarihten itibaren olduğu bilinmemekle birlikte 1927 ye kadar polis karakolu bulunmaktaydı)





Kilisenin yapısı ile ilgili olarak, en eski ve kapsamlı bilgiyi Martha Nicol vermektedir. İzmir- Konak ta bulunan ve günümüze ulaşmayan Sarı kışla, Kırım savaşı (1853-1856) sırasında yararlanan veya hastalanan İngiliz askerleri için askeri hastane olarak kullanılır. Bu yıllar içinde burada bir İngiliz bayan olan Martha Nicol  görev alır. Hemşiredir. Kitabında İzmir ile ilgili çok önemli bilgiler verir (3). Kadifekale den aşağı inerken gördüğü ve ziyaret ettiği  St John  yani Agios Ioannis kilisesini anlatır. Bu kilise ile ilgili oldukça geniş bilgi verir. Kilisenin içinde, ağaç yontma şaheseri olan, üç ayrı bloktan oluşan, İkonaların yerleştirildiği ve ikonastasis olarak adlandırılan, duvara monte edilmiş bölüm vardır. Bu ikonastasis İzmir yangınından çok yıllar sonra, 1946 yılında Yunanistan'a gönderilir. Kilisenin avlusunda, cemaatin, ulusal birlikleri için, önünde saygı duruşu yaptığı (belki de dua ettiği), günümüze ulaşan bir çınar ağacı vardır. Burada şahit olduğu bir cenaze törenini en ince ayrıntısına kadar anlatan Martha Nicol, burada defin yapılmayıp sadece bir tören yapıldığını, mezarın özelliklerini, tören mezarlarının üzerine konan kapağı, cenazenin daha sonra buradan alınarak bir başka Rum mezarlığına defnedildiğini (burned - burried ) geniş bir şekilde anlatır ( bu arada, kitapta bir yanlış yazım vardır; kitabın kilisenin anlatıldığı bölümde burried yerine burned kelimesi kullanılmıştır ). Bu kilisede gömü yapılmadığı bilinmektedir.

Bu kiliseyi önemli kılan, içinde bulunan ve bir sanat şaheseri olan ikonsatasis dir. Bu konu geniş bir şekilde Yunanistan Aya Fotini kilisesine gönderilen Ikonastasis ve diğer eşyalar dosyasında yazılıdır: LINK:
https://okocana.blogspot.com/2019/10/yunanistan-aya-fotini-kilisesine.html

1864 yılında burayı ziyaret eden Atinalı bir gazeteci de bu ikonastasisten söz eder (1) İkonastasisisn kimin tarafından yapıldığı bilinmemekle birlikte sakız adasından gelen bir sanatçı tarafından yapıldığına inanılmaktadır. Yapıldığı tarih 1804 veya 1805 yılıdır. Ayni sanatçının bu ikonastasisin yapımından daha önce 1922  İzmir yangınında, içinde bulunduğu Aya Fotini kilisesi ile birlikte yanan ikonastasisi de yapan sanatçı olduğu düşünülmektedir (1796 yılı) 

Ayrıca, bu kilise belki de İzmir' de inşa edilmiş ilk kilise ya da dua evinin olduğu yerde inşa edilmiştir.

1909 yılında   Lampakis G. yazdığı kitapta bu kiliseden söz eder ve kilisenin ölçülerini verir (Bahçe hariç, kilise  16.45 X 33 metre boyutlarındadır ). Günümüz de var olan İsmet paşa ilk okulunun ölçüleri hemen hemen aynıdır. 



1- Christos Solomonides. 1960. " I ekklisia tis Smyrnis - The churches of Smyrna sayfa 68-83
2- Lampakis G. The seven stars of the Revelation, Athens 1909, Sayfa 200. (Yunanca)
3- Ismeer or Smyrna and it's British hospital  in 1855. By a Lady ( Martha Nicol)., Sayfa 20-23
4- Evangelos Drakopoulos. Ionikes  Mnimes" (Ionian Memories).  2019. Publisher     Ekdoseis Tsoukatou (Athens).  
6- İzmir Karakolları. Akın Hatipoğlu. 
 https://www.caginpolisi.com.tr/eski_sitemiz/98/27-28-29-30-31.htm 

 
Yunanca basılmış olan kitaplardan tercümeler Bay George Poulimenos ve Bay Nikos petalotis tarafından yapılmıştır. 


Osman Koçanaoğulları


12 Nisan 2019 Cuma

Küçük Aya Yani kilise yolunda bir ev - İZMİR

Küçük Aya Yani kilise yolunda bir ev - İZMİR



Telif hakları vardır. Telif hakları (COPYRIGHT) dosyasını okuyunuz 


Anlatılacak olan evin ilginç bir öyküsü var. Bir Yunan vatandaşı olan Evangelos Drakopoulos, buraya doğup büyüdüğü evi aramak üzere geliyor. Bu evde doğmuş ve büyümüş. Yıl 1973. Evini buluyor. Anılarını yazıyor ve ölümünden sonra muhtemelen torunu tarafından kitap yayınlanıyor. Basım tarihi 2019 ( Kitabın adı, sayfanın sonunda yazılmıştır). Bu bilgi, bütün dünyanın İzmir tarihi ile ilgisi nedeni ile tanıdığı Bay George Poulimenos tarafından bana aktarıldı. Bay Poulimenos bana, Yunanca yazılmış olan kitabın, bu ev ile ilgili bölümün İngilizce tercümesini gönderdi ve  evin bulunması konusunda yardım istedi. 
Bay Poulimenos ile karşılıklı olarak defalarca yazıştık. Sonuçta, evin olması gereken yer konusunda bir kroki ortaya çıktı. Kroki konusunda kendisi ile mutabık kaldık. Sıra, evin hala orada olup olmadığının ortaya konulmasına geldi. 
Evi buldum. Yunan vatandaşının tanımladığı ev ile ile bizim bulduğumuz ayni ev ayni idi, yerinde duruyordu.

Şimdi 1973 yılında alınan not' tan bana iletilen bilgileri, daha doğrusu Yunan vatandaşının notlarının bazı bölümlerinin  Türkçe'sini sizler ile  paylaşayım. Bu notlarda, evin bulunduğu sokaklar o dönemin adları ile yazılmış.

" Evimiz iki cepheli bir ev. Bir cephesi ana sokak (anonim yol olarak tanımlanmış )   üzerinde  (günümüz 822 sokak), diğer cephesi şimdi kapısı duvar örülerek kapatılan Aya Yani kilisesinin ana kapısına açılan yol üzerindedir. Bu yol  Mesaka Skalakia” (=Orta merdivenler  olarak bilinir (krokide 822-a olarak işaretlenmiştir ). Evin ana kapısında 5 adet mermer basamak vardır. Evin kapısı 2 parçalı demirden yapılmıştır, ve üzerinde, nedenini bilmediği "Hıristiyanlık sembolü  olan bir " HAÇ " ile Musevilik sembolü olan " Davut yıldızı " vardır.  Ev bodrum, zemin ve üst kat olan bir yapıya sahiptir.

Anılarda anlatılan evi buldum. Bulduğumuz ev de ayni özellikleri taşımaktadır.
Bu bölge, Agora kalıntılarının hemen güneyinde olan bir bölgedir.Ev, Evangelos Drakopoulos' un doğduğu ve yetişme yıllarını geçirdiği evdir. Bay Evangelos Drakopoulos muhtemelen  1900 li yılların hemen başında doğmuş. 1986 yılında da vefat etmiş. Buraya tekrar geldiğinde her halde 70 yaşlarında idi. Kapıda " haç ve Davut yıldızının " bir arada olması aklıma dinler arası bir evliliği getirdi. Anne ve babası farklı iki dine inanan yani Musevi  ve Hıristiyan   olmalı diye düşündüm. Bay Poulimenos ile yazıştım. Aile ile ilgili araştırma yaptı. Ailede böyle bir durum olmadığı teyid edildi. Bu durumda söz edilen evin Drakopoulos' un ailesi tarafından, bu tür bir evliliği yapmış kişilerden alınmış  olması gerekiyor. Bu konuda  bilgimiz yok. 
Drakopoulos' un ailesinin kemeraltında bir de Lokantaları varmış. 
Evlerin tam karşısında (bu sokağın girişinde sol tafa-köşe ev) bir yahudi aileye aitmiş.
Bulduğumuz ev de ayni özellikleri taşımaktadır.
Bu bölge, ve ev Agora kalıntılarının hemen güneyinde olan bir bölgedir. Yerleşimi Kuzey-güney yönünde olup olup, kuzeye bakmaktadır.


(a). söz edilen evi göstermektedir.




Fotoğraf 3, evin eskiden var olan kilise kapısına sırtımız dönük olarak çekilmiştir. (a) evin hudutlarını göstermektedir.






















Yunanistan da bulunan bir İzmir gurubuna, bu resim ile ilgili olarak katkı geldi. Katkıda bulunan bey, Ortodoks tezyin kültüründe, Musevi işareti olan "6 köşeli yıldızı" ın kullanıldığını iletti. Bu aslında bizim kültürümüzde de Osmanlı döneminde kullanılan bir işaret ve Hz. Süleyman' ın mührü olarak biliniyor. Son yüzyılda da İsrail'in bayrağında terini almış. Barbaros'un bayrağında, dini yapılarımızda da Osmanlı döneminde kullanılmış bir işaret. Musevilik ile direkt bağlantısı yok.


Kitabın adı:

"Ionikes Mnimes" (Ionian Memories). Author Evangelos Drakopoulos. Publisher Ekdoseis Tsoukatou (Athens). Date 2019.


Osman Koçanaoğulları 12 Mart  2019

5 Nisan 2019 Cuma

Aya yani kilisesi (Agios İoannis) kilisesi - İzmir 1856

Aya yani kilisesi (Agios İoannis) kilisesi - İzmir 1856

 


1856 yılında, burayı bir gezgin gezer. Gezgin bayandır. Aslıbda gezgin de değilidir.
Kırım savaşı sırasında, İzmir de bulunan sarı kışla, İngilizlere askeri hastane olarak kullanılması için geçici olarak verilir. Bu hastaneye, Kırım savaşında yaralanmış ya da hastalanmış hastalar getirilmekte ve tedavi edilmektedir. Hastaların hemen tamamı, büyük cerrahi işlem gerektirmeyen veya ateşli hastalıkları olan askerlerdir.
Kadrosu İngiliz doktorlar ve İngiltere'den gelen hemşireler ve " lady " olarak tanımlanan daha çok sosyal destek amacı ile kullanılan bayanlardır.
Bu kiliseyi, 1856 yılında gezen o lady' lerden bir tanesidir. Daha sonra İzmir anılarını da bir kitapta toplamıştır. Bayan'ın adı Martha Nicol dür.
Kilisenin adını verir. St. John kilisesidir. Rumca adı ile Agios İoannis Theologos tur.
Kilisede, içeride gördüğü blok meşe ağacından oyulmuş olan İkonastasis'i anlatır. İkonastasis, İkonaların yerleştirildi pano şeklinde yapılardır. Genellik ile ağaçtan yapılır. 
İkonastasis'e hayran olur. Çok ince işlenmiştir. Blok şeklindedir ve 3 parçalıdır. İkonastasis'i uzak doğu ağaç oymalarına da benzetir. 
Kiliseden çıkıp, kilise avlusuna geçer. Orada bir ulu çınar vardır. Dini ayinden çıkanlar, bu ağacın önüne gelip, ulusal birlik (Rumların ulusal birliği) için saygı gösterirler, dua ederler.

Bu esnada, bir defin töreni olmaktadır. Tabut içinde bir kız çocuğu vardır. Beyazlar içindedir (gelinlik gibi). Töreni anlatır. Mezar, derin değildir. Yaklaşık 5-60 cm derinliğindedir. Tören bitince, mezar kapağı kapatılır. Yapılan defin işleminin sadece bir tören olduğunu belirtir. Gece, naaşın buradan alındığını bir başka yere gömüldüğünü söyler. Kitapta, cesedin burried (gömülmek)  yerine burnt (yakılmak)  yazılmış. Yani yakıldığı yazılı. Yunanistan'dan, konuyu bilen bir kişi ile görüştüm. Küçük kızların, evlenmemiş kızların vefatlarında, naaşa gelinlik benzeri kıyafetin giydirilme adetinin olduğunu ancak yakılma gibi bir adetin asla olmadığını belirtti. Muhtemelen, bir birine yazım olarak çok benzeyen iki İngilizce sözlük bir basım hatasıdır.

Ismeer or Smyrna and it's British hospital  in 1855. By a Lady ( Martha Nicol)., Sayfa 20-23


Osman Koçanaoğulları

4 Nisan 2019 Perşembe

Atlas açık hava sineması - Tilkilik - İZMİR

Atlas açık hava sineması - Tilkilik - İZMİR


Telif hakları vardır. Telif hakları (COPYRIGHT) dosyasını okuyunuz 







Sinema, ne zaman kapandı bilmiyorum.Geçenlerde bir dostum oraları gezdirdi. Dış kapısı hala ayni şekilde duruyor. Önünde kocaman bir midibüs olduğundan resmini çekemedim. Fotoğraflar sinemanın bu gün görünen halini yansıtıyor.Makine dairesi, localar ve beyaz perde duruyor. İçerisi atıklar ile dolu.
Hatırladığım, sinema makinesinin  çok sık arıza yaptığıdır. 1950 li yılların sonu veya 1960 lı yılların başı olmalı. Muhtemelen, sinema işleticileri film göstericiyi değiştirmediler ki, popülaritesi azaldı, ve rakip olarak o bölgenin hemen üzerinde Cem açık hava sineması açıldı.
Hatırladığım, sinema makinesinin  çok sık arıza yaptığıdır. 1950 li yılların sonu veya 1960 lı yılların başı olmalı. Muhtemelen, sinema işleticileri film göstericiyi değiştirmediler ki, popülaritesi azaldı, ve rakip olarak o bölgenin hemen üzerinde Cem açık hava sineması açıldı. Görmek isteyenler olabilir. Ben tarifini vereyim. Tilkilik'ten Altınordu spor kulüp binasına giderken, yaklaşık 35 - 30 metre sonra sol tarafta ana giriş kapısını görebilirsiniz.



Osman Koçanaoğulları - İZMİR


2 Nisan 2019 Salı

Fuar sinemaları


Fuar sinemaları



1960' lı yıllarda fuar açıldığında, bazı pavyonlar ve kuruluşlar sinema gösterimleri yaparlardı. Benim gibi 13-14 yaşlarında birisi ve gençler için bazı sinema gösterileri çok önemli idi. Nedeni, spor ve özellikle de futbol maçları filmlerinin gösterimleri idi. Bu tür gösterimler  3 farklı pavyonun bitişiğinde bulunan açık sinema alanlarında yapılırdı. Buralarda oturacak yerlerde olurdu.
1960' lı yıllarda fuar açıldığında, bazı pavyonlar ve kuruluşlar sinema gösterimleri yaparlardı. Benim gibi 13-14 yaşlarında birisi ve gençler için bazı sinema gösterileri çok önemli idi. Nedeni, spor ve özellikle de futbol maçları filmlerinin gösterimleri idi. Bu tür gösterimler  3 farklı pavyonun bitişiğinde bulunan açık sinema alanlarında yapılırdı. Buralarda oturacak yerlerde olurdu.
Rus pavyonun da genellik ile ülkelerini tanıtan turistik filmler gösterilir, heme hemen her gün ayrıca spor müsabakaları gösterilirdi. Ruslar daha çok olimpiyat oyunlarında madalya kazandıkları Olimpiyat filmlerini gösterirlerdi. Türkçe dublajlı filmlerdi. Bu filmlere denk geldiğimizde pek memnun olurduk.
İknci önemli yer İngiltere pavyonu bitişiğinde bulunan gösteri yeri idi. Genellik ile Kraliçe ve kraliyet ailesinin gezilerini gösteren BBC kaynaklı ve İngilizce olan filmler gösterilirdi. Dil, ingilizce idi. Çok sık olmamakla birlikte İngiliz lig maçlarını da gösterirlerdi. Denk geldiğimiz de kendidmizi şanslı hissederdik. Burası kaskatlı havuzun olduğu yerde, eski TRT binasının bitişiğinde idi. Çok ayak altı olduğundan, genellik ile oturacak yer bulamazdık.

En önemlisi Pirelli pavyonu idi. Burası fuar 26 kapısından girip Basmane yönüne ilerler iken, solda hemen bir dönem minyatür trenin çalıştığı, günümüzde koşu pisti olan yerin bitişiğinde idi. Dünya kupası filmi gösterilirdi. Belirli bir saatte başlardı. Erkenden yer bulup oturmak için gider, oturur ve filmin başlamasını beklerdik. Her gece bu program vardı. Defalarca ayni maçları izlerdik. Maçları ezberlemiş olurduk. Maçı anlatan Halit Kıvanç idi. En son 1970 li yıllarda ki dünya kupasını izlemiştim. Daha sonra da bu gösteriler olmadı. Dünya kupasının olmadığı yıllarda, yinede hem ülkemiz hemde dış ülkelerin lig maçları ( genellik ile İngiliz ligi) maçları gösterilirdi. O yılların futbol dünyasının önemli isimlerini hep orada öğrendim.








Bunun dışında daha bir çok böyle film gösterimi yapılan yerler vardı. Genellik ile reklam filmleri olur, arasına da çizgi film ler eklenmiş olurdu. 1960' lı yılların sonunda İtalyan pavyonunun çatısında film gösterimleri olurdu. İlgimi çekmezdi ama, orada oturup Fuarı yükseklerden seyretmek pek hoşuma giderdi.
Bu güzel anılarımın yanında açıkçası çok ta korktuğum bir olay yaşadım. Galiba Ortaokul 2.ci sınıfta idim. Yıl 1964. Tarihi iyi biliyorum. Kıbrıs olaylarının olduğu yıldı. O hafta Heykelde Kıbrıs olayları için " ya ölüm, ya taksim "  mitingine gitmiştim. Yaşım 13. Mitingde konuşanlardan birisi ortanca ağabeyimin arkadaşı idi. İsmini hala hatırlarım. Ağabeyim de o mitingde görevli idi. O hafta içinde idi galiba, Fuara gittim. Girişte elime bir kağıt tutuşturuldu. Kağıtta, Kıbrıs olayları anlatılıyor, Amerika-Rusya ve Mısır  pavyonlarının ziyaret edilmemesi isteniyordu. Bir anlam veremedim. Fuarda, gençlerin toplanarak yürüyüş yaptıklarını gördüm. Her gün yaptığım gibi pavyonları daha önce defalarca gezmiş olmama rağmen yine gezdim. O yıllarda Pirelli  pavyonu var mı idi hatırlamıyorum. Rus pavyonunu tekrar gezdim ve bitişiğinde ki sinema alanında dinlenmek için oturdum. Önce turistik bir film seyrettim. Arkasından spor filmi gösterimi başladı. Ben de kaldım.  Birden, her taraftan taşlar yağmaya başladı, sinema makinelerinin olduğu bölüm ( 3 tane makine vardı diye hatırlıyorum) tahrip edildi. Ben ve diğer izleyiciler ne olduğunu anlamadık. Öylece kaldık. Film  bobinleri parçalandı, etraf metrelerce filmler ile doldu. Bir kısmını yaktılar. 4-5 dakika sürdü, sonra kalabalık çıkıp gitti. Polis geldi ama zaten artık olay yoktu. Kaçarcasına çıktık. Baktım kalabalık Amerikan pavyonu önünde pavyonu taşlıyorlardı. Son sürat eve gittim. Çok korkmuştum.
3-4 gün fuara gitmek hiç aklıma gelmedi.
30 Aralık 2017

Osman   Koçanaoğulları