29 Kasım 2018 Perşembe

Basmane-Anafartalar caddesi-Tarihsel süreçte değişiklikler


© Copyright  Copyright dosyasını okumak  için burayı tıklayınız



Aşağıda bulunan fotoğraf 1920 tarihlidir.
Üzerinde, o yıllarda ve daha sonraki yıllarda olan değişiklikler , numaralandırma yolu açıklanmaya çalışılmıştır.

Fotoğrafın numarasız hali de eklenmiştir.








AÇIKLAMALAR:

1: Basmane Çorakkapı camii mezarlığı (Bu hali ile yok. Bir kaç adet mezar taşı görülüyor )
2: Basmane hamamı odunluğu (Günümüzde yok. Yerinde yarım kalmış bir beton bina var)
3: Basmane hamamı (Halen var)
4: Han.(İsmini bilmiyoruz. Sadece kömür değil diğer malları taşıyan kervanların gecelediği yer olduğunu da biliyoruz. 1930 lu yılların sonu-1940 lı yılların başında , o yıllara göre lüks sayılabilecek döner salonu açıldığını biliyoruz. Sonra yıkılıyor. Boş alana 1960 başlarında Erhan lokantası daha sonrada lokantanın yanında boş olarak duran alana , lokantaya ek olarak Erhan pide salonu açıldı). Şu anda yok. Yerinde otopark var.
5: Burası muhtemelen bir konak. Daha sonra otele dönüştürülüyor. Kaç yılında otele döndürüldüğünü net olarak bilmiyoruz. Otel dönemini hatırlıyorum. 
6: Burası bir sabahçı kahvesi. Benden epey ileri yaşta olan aile bireylerim de burayı hep sabahçı kahvesi olarak biliyor. Şu anda , üzerinde bulunan otel binası ile birlikte yok. Yerinde otopark var.
7: Benim çocukğumun piyango bayisi Hasan Tahsin. Arap kökenli. (Şam ya da halep ). 1930 başlarında da burada. Ailenin hayatta olmayanların anlattıkları kadarı ile buralara gelişi ve burada bu iş yerini aması 1920 lerin ikinci yarısı olmalı. O yıllarda ne iş yapıyor idi tam olarak bilmiyoruz.
8: Burası  o bölgedekilerin "Kuşçu Hasan" olarak bildikleri bey' in evi ve iş yeri. Bu hali her halde 1940 lerde betonarme yapıya dönüşmüş. Ben, hayatta olan benden ileri yaşta olan bireyleri de bu betoarme binayı hatırlıyor. Halen var.
      
    7 ve 8 arasında bulunan sokak, Basmane karakolunun tam karşısına gelmektedir.

9: Tarihi Basmane fırını. Halen var
10: Faik paşamezarlığı. Burası eskiler arafından " Musalla " olarak bilinir. 1940 larda Eczacı Faik Ener parkı haline gelir. Daha sonra da bu alana " Şehit Fethi bey ortaokulu yapılır. Günümüzde bu okul, Şehit Fethi bey ilk öğretim okuludur.  Mezarlığın hamama doğru olan bölümünde, belediye pasajı yapılır. Pasajdaha sonra yıkılır. Yıkılma nedeni, binada ki çatlaklar olduğunu işitmişliğim var. Günümüzde,  yerinde günümüzde antik buluntuların olduğu kazı alanı vardır.
11: Temaşalık yokuşu. Günümüzde var. Yol başlangıcında Altınpark eczanesi bulunmaktadır.
12: Sadullah han. Çizgi ile sınırlar çizilmiş alan daha sonraları yıkılacaktır. 1924 tarihli Prost planında istimlak edilmiş olduğu görülüyor. Mal sahipleri mi yoksa dönemin yerel yönetmi tarafından mı yapıldı bilmiyoruz. İstimlak sonrası, günümüzde tem köşede lokmacı ve tatlıcı Öztat var. Bir başka yazıda Sadullah hanı da yazarım.
(a): Basmane karakolu. Halen var.
(b): Şeyh bedri efendinin konutu. (Şeyh Bedri efendi, Mısri ve bir başka söyle göre Kadiri şeyhidir ). Günümüzde yok. Yerinde, altında Şok ve galiba Migros süpermarketler olan iki adet iş hanı var.
(c): Mısri degahının misafirhanesi. Günümüzde, restore edilmiş olarak var


Osman Koçanaoğulları
İzmir
Kasım 2018

Eksik, hata ve öneriler için

oskocana@yahoo.com.tr










28 Kasım 2018 Çarşamba

Basmane, Yerin altında bulunan tarih


Basmane, Yerin altında bulunan tarih

Burası, Basmane de bulunan antik yerleşim alanlarından sadece bir tanesi.

Yerleşimi Basmane 1296 sokağında bir yer. Eskilerin Evliyazade yokuşu adını verdikleri ve günümüz 1296 sokak yokuşunun bittiği yer. Çorakkapı camisi karşısından girecek olursanız, yani günümüzde bilinen otellerin sokağının sonu. Yokuşun bitiği yerde Evliyazade mesciti var.
Bu alan benim çocukluğumda yüksek duvarlar ile çevrili sokağa bakan tarafında her daim kilit altında olmayan çift kanatlı demir kapısı olan bir yer idi. Yıl 1960 başı. Arsa durumunda idi ama zemin karoları ve binanın ilk katına ait oda duvarlarının pencerelere kadar olan bölümleri duruyor idi. Kapı eşikleri de vardı. Buralarının  zemini, evimizin zemin katında ki gibi geometrik desen olan kahverengi ve mavi renkli karolar ile döşeli idi. Yine büyüklerimden duyduğum, konak yıkılmadan önce 2 katlı olduğudur. Buraya girer çıkar, top oynardık. Ben sizlere hatırımda kaldığı kadarı ile o yıllara ait bir kroki de ekleyeceğim. Eksiklikleri olabilir. Bu alan daha önceleri bir konak. Çok eski yıllarını bilen büyüklerimden biliyorum. Evliyazade ailesine ait bir konak olduğu, hatta burasının Adnan Menderes' in kayınpederine ait olduğu söylenirdi. 60 lı yılların ortalarında hurda deposu olarak kullanılmaya başlandı. Duvarlar yıkılmadı ama, eskisine göre çok daha büyük olan , hatırladığım kadarı ile de devasa sürmeli demir kapı yapıldı. Bu alan, günümüzde artık otopark. Aşağıda bulunan fotoğraf otopark inşaatının bittiği döneme ait. Atilla Özdemir bey' e at bir fotoğraf. Kullanım iznini verdi. Kendilerine teşekkür ediyorum. Fotoğrafın tarihi 2012. Artık otopark var. Çukur olarak görülen yer, antik yerleşim alanı. Günümüzde ne durumdadır bilmiyorum.


Aşağıda, burasının 2018 yılına ait uydu görüntüsü var. Google map üzerinden geri tarihlere kadar giderek bakılacak olursa bu alandaki zaman içinde oluşan değişiklikleri görmek mümkün.





Bunları neden yazım. Bu bölgeler, İzmirin geçmişini görebileceğimiz, yer altında kalmış, üzerine yeni yerleşimlerin yapılmış olduğu alanlar. Bu yeni yerleşimler yapılmaya başlandığında, bu bölgeler sadece bir tepe olmalı. O dönem inşaatlarında günümüzde olduğu gibi derin temel yapımı olmadığından, bu kalıntılar da bozulmadan altta kalabilmiş
Burası ile ilgili olarak, çocukluğumda gördüğüm ve daha sonra metro yapımı ile ortaya çıkan bazı olayları aktaracağım. Metro inşaatı yapımı sıraları, Fevzi paşa bulvarı kazılarının başladığı dönem. Klinikte oturuyorduk. Arkadaşlara " çocuklar, bu metro yapımını anıtlar kurulu durdurur " dedim. Bunun bana göre bir nedeni vardı. Küçüktüm, bu bulvar beton yola döndürülüyor idi. Günümüz İkbal İş hanının tam karşısında bulunan 1295 sokağın bulvara açıldı yer derin bir şekilde kazılmıştı. Yokuştan aşağı inen , su boruları ve künkler değiştirilip bulvar içinde ki ana borulara bağlanıyor idi. Merak bu ya. Akranlarım ile birlikte açılan o çukurun başına toplandık. Ortalıkta bir sürü mermer sütunlar ve çanak çömlek parçaları vardı. Oradan ufak kandil alanlar bile oldu. Görevliler anında bizi oradan kovaladılar. Sonrasını bilmiyorum. Korkudan bir daha gitmedim. Bu beton yapım aşamasında, dökülen betonu yüzeye yayan bir araç vardı. Etrafta bulunanlar bu aracın askeriyeye ait olduğunu söylemişlerdi. 
Klinikte metro yapımı ile ilgili söylediklerimden bir kaç ay sonra, genç bir arkadaşımız elinde bir gazete ile geldi. " Abi, o zaman bu anıtlar kurulu sözüne inanmamıştım, ama bak gerçekmiş " dedi. Gazetede , metro yapımı sırasında tarihi eserler çıktığı, metro kazısının, inceleme yapılıncaya kadar durdurulduğu yazılı idi. Cadde üzerinde yapılan modern binaların temel kazılarında acaba neler çıktı, hiç bilmiyorum.
Eski şifa hastanesi ve bitişiğinde bulunan banka binaları kaç yılında yapıldı, tam olarak bilmiyorum. Bu iki binanın olduğu alanda, 1960 lı yılların ilk yarılarında Zirai donatım mağazası vardı
Tüm hatırladıklarım bunlar. Hata var ise veya katkınız var ise lütfen yorum bölümüne yazınız.


Osman Koçanaoğulları



7 Eylül 2018 Cuma

9 Eylül 1922- İşgalden Kurtuluşa -1

9 Eylül 1922- İşgalden Kurtuluşa -1

 © Copyright  Copyright dosyasını okumak için burayı tıklayınız



Yarın 9 Eylül. Tarihimiz de çok önemli bir gün. Hani artık, üzerinde pek durulmayan gün.
Sokağa çıkın ve 9 Eylül gününün önemini. yoldan geçen insanları çevirip sorun. Bir çok kişi, doğru yanıtı veremeyecektir. Bu bireylerin çocukları da doğal olarak günün anlamını öğrenemeyecektir. Bir kaç kuşak sonra, 9 Eylül gününün anlamı çok az kişinin belleğinde kalacaktır.
Yarın, her ne kadar pazar günü olsa da bu güne özel olarak erken kalkın çocuklarınızı yanınıza alın, o törenlere götürün. Götürün ki, onlar da başımıza nasıl ve kimler tarafından çoraplar örüldüğünü, bu vatanın nasıl ağır bir bedel ödenerek kurtarıldığını öğrensinler.
Burada sizler ile önce bazı fotoğraflar paylaşacağım. Aşağıda ki 1 ve 2 numaralı fotoğraflar, Yunan işgal ordusunun 15 Mayıs 1919 günü İzmir'e çıkışını göstermektedir.




Bu işgali sevinçle kutlayanlar da var. Bunlar, yerel Rumlar ve bir kısım Levantenler. Aşağıda yerel Rum kızlarını gösteriyor. Papaz, bu karşılamada, Türk kanı içmenin sevaplarından söz ediyor.


Olay sadece bu kadar mı ?. Asla değil. O gün Türklere karşı katliamlar işlendi. Onların fotoğrafları yok, onları çekecek fotoğrafçı yok. O günün tabloları var. Bu tablolar Vittorio Pisani adlı ve İzmir doğumlu bir İtalyan ressama ait. İşgal gününü yaşamış, o günleri tablo olarak yansıtmış bir ressam. Fotoğraflara yansımayan katliamlar.



Yukarıda bulunan resimler Pisani tarafından yapılmışolup aşağıda bağlantı adresi verilen kaynaktan alınmıştır.
Aşağıda, Pisani ile bilgilerin yer aldığı yazının bağlantı adresini de vereceğim. Oradan aldığım bazı bilgileri de sizler ile paylaşacağım. Yazar Ecz. Celal Öcal bey.
Kaynak


O yazıdan alınan bazı bölümleri aşağıda sizler ile paylaşıyorum.
Vittorio yirmi yaşında bir delikanlıydı, 15 Mayıs 1919 günü erken saatte evinden çıktı Kordon'da yürümeye başladı, ortalık mahşer yeri gibi kalabalıktı. Deniz kıyısında karaya yanaşmış olan Patris vapurunu, vapurdan inen Yunan askerlerinin İzmir Metropoliti Hirisostomos tarafından karşılanarak takdis etmesini, Türk kanı içmeye çağırmasını, Yunan askerlerinin öldürdüğü Türklerin ayaklarından sürüklenerek denize atıldığını gördü.
Hükümet Konağı önüne geldiğinde, orada da başka bir katliama daha tanıklık etti. İlk kurşunun atılmasından sonra Yunan askerleri paniğe kapılmış, halkımızın üzerine rastgele ateş etmeye başlamışlardı. Bu katliam devam ederken birden Allah'ın hikmeti, gökten sağanaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı. Bu durum daha fazla ıslanmak istemeyen Yunan askerlerinin ateş kesmesini sağladı. Şiddetli yağmur insan kaybımızı önlemişti. Gördüğü  katliamı durduramamış olmanın derin sızısını, yüreğinde hissetti.
Sonra kurtuluş. Kan ile ödenen bir süreç. Hepimiz biliyoruz.

Aşağda o günü hatırlatacak bir kaç fotoğraf










Osman Koçanaoğulları

İzmir



Fuar anılarım - 1

Fuar anılarım - 1

© Copyright  Copyright dosyasını okumak  için burayı tıklayınız






Fotoğraf kaynağı

 http://www.egeninsesi.com/haber/42169-eski_izmir_fuari_kaderine_terk_edildi

Yukarıda bulunan fotoğrafta (X) ile işaretlenen yerin, fuarın açılması öncesi, büyük göl de yapılan temizlik ve zemin boyama sırasında çok önemli bir işlevi vardı. 
O işaretli terde yaklaşık 1 x 1 metre boyutlarında derin bir çukur bölge vardı. Belki daha büyüktü , tam olarak hatırlayamıyorum. Gölün suları boşaltılırken, gölde bulunan balıklar buraya sevk edilirdi. Göl temizliği bitince göl doldurulur böylelikle de balıklar tekrar gölde yüzmeye başlarlardı.
Balıkların oraya toplandığı dönemde, biz çocuklar ellerimiz de kavanozlar ile ya da teneke konserve kutuları ile oraya gider ve görevlilerden balık isterdik. Bir kaç tane verirlerdi. Eve götürür ve onlara bakmaya çalışırdık ama yaşamazlardı. Annem, balığın ölmesine çok kızmıştı. Bir daha da almaya cesaret edemedim.

İkici anım, Basmane giriş kapısında bilet gişesinin üzerinde olan levhanın siyah zemini üzerinde sarı yaldızla yazılmış olan Amerikan doları fiyatı idi. Fuarın açılış öncesi pavyonların yerleştirme döneminde, arkadaşlar ile fuara çok sık giderdik. Bizden giriş ücreti almazlardı.  Pavyonların hazırlanması ilgimizi çekerdi. Bir gün gişe üzerindeki o tabelanın üzerine bir kağıt yapıştırıldığını gördük Üzerinde  1  doların 9 lira olduğu yazılıydı. Kağıdı kaldırdım, tabelanın üzerinde  1 doların galiba 3 lira olduğu yazılı idi. Ne anlam ifade ettiğini o yıllarda bilmiyordum. Devalüasyon olduğunu yıllar sonra öğrenmiştim. Her halde ilkokul 2. sınıfta idim. İşin açıkçası Doların ne olduğunu da bilmiyordum. Ağabeylerimden Amerikan parası  olduğunu öğrenmiştim. O tabela her halde gelen turistler için oraya asılmış olmalı. Dönem Türk parasını koruma kanunun çok sıkı olduğu dönemler. Döviz bozma işlemi için orada her halde bir resmi görevli vardı. Görmedim, hatırlamıyorum.

Fotoğraf alıntıdır

Osman Koçanaoğulları
  .

3 Eylül 2018 Pazartesi

Basmane yer altı galerileri ya da Tünelleri

Basmane yer altı galerileri ya da Tünelleri

 © Copyright  Copyright dosyasını okumak için burayı tıklayınız


O bölgenin çok eski yerleşikleri, bu galerileri ya görmüştür ya da büyüklerinden duymuştur. Bu  Roma yapılarının kalıntılarıdır, Vali Kazım Dirik' in yazdığı resmi raporda da bu durum anlatılmıştır. Bu raporda Basmane garından Keçecilere kadar olan bölümde ki yükseltilerin altında tarihi eserler olduğu belirtilmiştir. 
Eski yerleşikler, bu galerilerin Kadifekale' ye çıkan yollar olarak tanımlamıştır. Bu galerilerden bir tanesinden, kanlar içinde bir afro-Türk' ün çıktığı ve evdeki kadınların çığlıkları sonrası da çıktığı yerden geriye kaçtığı, ayni gün evin erkeği eve geldikten sonra  6 at arabası moloz ile bu galerinin kapatıldığı  anlatılmıştır.
Ben bu galerilerden bir tanesi günümüzde kullanılmayan Sadık bey otelinin altında bulunmaktadır. 
Fotoğrafta kırmızı daire içinde ki alan bir galeridir. Muhtemelen de bir yapı kalıntısıdır. Ben içini görmedim ama benden büyük olan kardeşlerim ve orada oturan benden yaşlı kişilerin burayı gördüğünü biliyorum.
Benzer yapı, Fevzipaşa bulvarı üzerinde bulunan eski Şifa hastanesi altında da vardır. Bildiğim kadarı  ile kafe olarak kullanılmıştır. Şu anda kapalıdır.
Bir diğeri, günümüze ulaşamayan Kalender meyhanesidir. Bir tamirat ve restorasyonu sırasında içeri girip baktım. Bir yaşlı usta çalışmaktaydı. Tavanı tonozlu olan yapının zemini de çok eski taş plakalar ile döşeliydi. Girişi kapısının karşı duvarının arkasında galerinin ilave bölümlerinin olduğunu o yaşlı usta söylemişti.

Aşağıda ki fotoğraflar, eski Şifa hastanesi günümüz Diş hastanesi altında bulunan galeriler ve yerleşimleri göstermektedir. Fotoğraflar Atilla Özdemir bey' e aittir. Verdiği izin ile bu sayfada yayınlanmaktadır










Osman Koçanaoğulları

26 Ağustos 2018 Pazar

Sabahçı kahvehaneleri-Basmane


Sabahçı kahvehaneleri-Basmane

 © Copyright  Copyright dosyasını okumak için burayı tıklayınız


İzmirde, daha başkaları da vardır ama benim bildiğim iki adet sabahçı kahvehanesi var. Bunları bire bir izlemiş biriyim. 
Sabahçı kahvesi (kahvehanesi) nedir ?.  Deve kervanlarını olduğu yıllarda, İzmir de konaklamayıp, gece vakti yola devam eden  kervan sahiplerinin ya da çalışanlarının bir kaç saatliğine dinlenmek için geldiği, çay-kahve içtikleri ve kısa süreli dinlendikleri bir yerdir. O yıllarda, konaklama daha çok kervanların geceleme yaptıkları hanlarda olurdu.  Bir başka neden, tren yolu ile Basmane' ye gelen ve İzmir' de gece konaklamayıp bir başka yöne yol alacak yolculardır.
Kervan olayları tarih sayfalarına gömüldükten sonra bu kahvehaneler yine kısa süreli dinlenme bazen de orada uykuya dalınan yerler haline geldi. Neden, çoğu zaman bir otele verecek yeterli paralarının olmamasıdır. 
Tren ya da otobüsten inip ertesi günü veya ayni gün daha ileri saatlerde ya da sabah çok erken saatte yola çıkacak olanlar buralarda geçici olarak kalırlardı. Bu kahvehaneler, geçici de olsa, bu kişilerden daha az para alırlardı. Bu kişiler bir tahta sandalyede oturur ve bacaklarını bir başka sandalye üzerine koyarak uyuya kalırlardı.. Defalarca görmüşümdür.
Bu kahvehaneler 1970 li yılların ilk döneminde bile çalışıyorlardı. Daha sonrasını, oralardan ayrıldığımız için bilmiyorum. 
Aşağıda, bu kahvehanelerin, yerleşim yerleri, gösterilmiştir.

İlk söz edeceğim, yukarıda (1) olarak işaretlenen yerde bulunan sabahçı kahvehanesidir. Yahya aganın ( ya Yahya efendinin ) sabahçı kahvehanesi olarak iye bilinirdi. Basmane garında görevli memurların sıklıkla geldiği bir yer olması nedeni ile de " Trenciler kahvehanesi olarak ta bilinirdi.
İkinci sabahçı kahvehane, Fettah camisi arkasına düşen ve Anafartalar caddesi üzerinde bulunan kömürcü hanında olan sabahçı kahvehanedir. Burasının bazı özellikleri vardı. Kahvehanenin içinde, tam ortada fıskiyeli bir havuz vardı. Mal sahibinin yerine burayı açık tutan ve  o bölgenin çok iyi bildiği " Memduh " ya da "Memduh ağa" dır. Ağa ifadesi, kendisinin İdadi mezunu olması nedeni ile kendisine verilmiş bir takma addır. Eğitimi ile ilgili başka hiç bir iş yapmamıştır.


Osman Koçanaoğulları

23 Ağustos 2018 Perşembe

Cafe Eden, Jardin d'Eden - İZMİR

Kafe Eden, Jardin d' Eden - İZMİR

 © Copyright  Copyright dosyasını okumak için burayı tıklayınız



Burası, bir zamanlar, günümüz Alsancak' ında o dönemin Punta' sında , kuzeye bakan uç kısmında bulunan bir bina olan Cafe d'Eden ve yapının bulunduğu alan olan Jardin d'Eden. Bina 1922 yangınından etkilenmemiş. Bu bina 1888 baharında cafe ve kumar oynamak üzere bir casino olarak inşa edilmiş (1)



Eden bahçesi semavi dinlerde ve Asur-Sümer mitiolojisinde yeri olan bir yer. Tam olarak tanımlaması Cennet.  Bizim bildiğimiz anlamda Cennet. İzmirde bulunan bu alan da her halde çok ağaçlı bir yerdi, bu neden ile Eden bahçesi adı verildi. 
1913 İzmir Şehir planında , 193 olarak görülen yer Jardin d' Eden' in inşa edildiği  arsadır. Burasının denize bakan tarafında da Eden banyosu, arsanın kuzey tarafında tramvay deposu vardır. (George poulimenos). 



Aşağıda, bu alanın günümüz planıdır. Planda Tavacı Recep olarak işaretlenen yer'in bir üstünde, günümüzde apartman olan yer , Cafe Eden'ın bulunduğu yerdir.




Günümüz krokisi







Aşağıda bulunan fotoğraf sırtımız Konak yönüne, yüzümüz Yamanlar dağlarına bakan durumda alınmıştır. Önde görülen bina Eden bahçesi-Cennet (Jardin d' Eden) olarak tanımlanan araziye yapılan  Cafe Edendir.  Buraya, İzmir' li olmayan, genellikle de İzmir'e gelen yabancıların ve özellikle de İzmir' e gelen yabancı gemi personelinin girmesi için geçici giriş kartı verildiğini yine kumar oynamak için para yerine geçen jeton verildiğini biliyoruz. Amaç, kumarhanede bu yabancıların para bırakılmasını sağlamak. Ayıca, burasının, Levanten ailelerin kızlarının bir yerde görücüye çıkarıldığını da biliyoruz ( Yavuz Çorapçıoğlu' nun face grup katkıları). 

Yıllar içerisinde , Cafe d'Eden işleticileri değişmiş ve bu değişimler nedeni ile binanın yapısında da değişiklikler olmuştur. 

Binanın 1922 yangınından kurtulduğunu biliyoruz.




Renklendirilmiş hali (Fotoğraf Bay Kemal Begtaş tarafından renklendirilmiştir. Emeğine teşekkürler)





Aşağıda bulunan fotoğrafta,bize göre en solda görünen 1922 sonrasına aittir. Bay Poulimenos kaynaklıdır.









Bu yıllarda  ne amaç ile kullanıldığını bilmiyorum. Eski binadan geriye sadece . 1.ci kat'ın bazı bölümleri kalmış. 




Aşağıda bulunan fotoğraf, Cafe Corso'  nun 1900 başlarında ki görünümüdür. Kaynak, yukarıda LINK' i verilen  levantine Heritage kaynağıdır.




Cafe Lunaparc ve Cafe Corso yerleşim yerleri zaman zaman karışıklığa neden olmaktadır. Aşağıda ki fotoğraf bu duruma açıklık getirmektedir. Bir üstte olan fotoğraf ta olan yerleşim işaretlemelerinin doğruluğu için kullanılmış bir fotoğraftır. Arka planda Cafe Lunaparc yazısı okunmaktadır. Etrafı açık olarak görülen ve içinde oturan insanların oturduğu yerde masalar var, muhtemelen burası da bir başka kafe. 





1- George Poulimenos. The Smyrna Quay. 2018


Osman Koçanaoğulları