5 Eylül 2022 Pazartesi

Antik çağ mermer heykelleri, zamanında boyalı idi.

Antik çağ mermer heykelleri, zamanında boyalı idi.

Açık hava ya da kapalı müzelerde gördüğümüz, mermerden yontulmuş antik çağ heykellerine hayran oluyoruz. Bunlar beyaz mermerden oyulan heykeller. Muhteşem bir mermer oyma sanatı yansıtıyorlar. Her an canlanacaklarmış gibi. Peki zamanında da böylemi idiler.
Yapılan çalışmalar ile, bu mermer heykellerin yapıldığı zamanda boyandığını bu şekilde de bir canlılık kazandığı öne sürülmektedir. Zaman içinde bu boyalar ortadan kalkmıştır. Belki bazı heykellerde bu izleri görebiliriz. Bu boyama Antik çağ ile sınırlıdır. Ben, boyanmamış ve yalın hallerini daha çok sevdim. Ayni durum Antik dönem, günümüzde mermer yontu olarak olarak gördüğümüz  tapınaklar ve binalarda söz konusudur. 
Aşağıda mermerden yontulmuş heykellerin hem yalın hem de boyanmışlarından örnekler vardır. Fotoğraf kaynağı internet kanallarıdır. Kaynakları da yazılıdır. örnekleri vardır. 
Hangisi daha güzel kararını sizler vereceksiniz.
İnternet üzerinde, bu konuda çok sayıda görsel vardır. Görsellerin COPYRIGHT hakları olduğu için buraya görsel aktaramıyorum. Yine de size bazı bağlantı adresleri vereceğim. Bilinmesini istediğim, bu heykellerin yapıldığı dönemde boyanmış olduklarıdır. 
Aşağıda olan bağlantıyı tıkladığınız da arada olan farkı görebilirsiniz. Aşağıda olan foto, LINK yazılan siteden alınmadır.








Osman Koçanaoğulları
6 Eylül 2022


Popüler ve akademik tarih üzerine notlar

 Popüler  ve akademik tarih üzerine notlar


Popüler tarih nedir ?., neden böyle yol izleyerek bir şeyler yazıyorum ve amacım ne ?.

Tarih yazılarının akademik yönü de var. Tarih bilimciler, bunları yazıyor. Blgeleri ortaya koyuyor. Kusura bakmasınlar ama, benim de içinde olduğum sıradan ve tarih bilimi okumamış insnlar bu yazılanları okumuyor çünkü bu konuda eğitimleri yok ve o kadar çok tarih bilgisi içinde kaybolmak da istemiyorlar. Bende böyle düşündüğüm için popüler tarih konularında, elde var olan bilgileri içeren, palavra olmayan ama sözel tarihi de içine katan bir yazın şekli izliyorum. Bunu yeni de yapmıyorum.
İnsanların bellekleri farklıdır. Kiminde fotografik bellek ( geometrik bellek de diyebiliriz), kiminde aritmetik bellek (mesela bir çok telefon numarasını aklında tutabilenler vardır, ben tutamam, enfazla sık görüştüğüm kişilerin telefon numaralarını hatırlayabilirim), kiminde isim belleği ön plandadır (mesela bu konuda çok gelişmiş değilimdir). Bazılarında da Olay belleği önplandadır. Bunların hepsine sahip kişi, muhteşemdir. Ben öyle değilim. Fotografik, olay belleğim çok güçlüdür. Gördüğüm bir şeyi ve yaşadığım ya da tanıklık ettiğim bir şeyi asla unutmam. Mesleğimde de böyle idim. Özelliği olan bir hastayı 40 sene sonra dahi hatırlarım. Meslektaşlarım bilir.
Tarihe meraklı olduğum yıllar ilk okulda başladı. Çok okurdum ama, aklımda çok fazla bir şey kalmazdı. Aklımda kalan hep olaylar ve bu olayların içinde olan kişiler kalırdı. O kişilerin isimlerini de bir süre sonra unuturdum ama olayları, olayların geçtiği yerleri asla unutmazdım. Hayal edersim. Görmesem bile, o olayı , olayın geçtiği yerleri hayal ederdim. Böyle bir dünyam vardı.
Yıllar geçti, emekli olunca bir şeyler yapmaya devam edeyim dedim. Vaktimde çoktu, hem meslek hem de İzmir Tarih konularında araştırmalarıma devam ettim. Normalde 4-5 saat uyuyan biriyim. Yani vaktim çok, dolayısı ile de ben gerçekten fazla yaşıyorum.
Tarih konularını okuyunca, yavan gelen bir yazım olduğunu da fark ettim. Benim gibi sıradan insanlara hitap etmiyen yazılardı, ilgimi de çekmemişti. Bir gün bir nedenle elime bir gezgin kitabı geçti, internet üzerinden. İlginç olaylar anlatılıyordu. Bu olayları, belgeli yani akademik tarih açısından da araştırdım, evet olay doğru idi ama farklı açılardan geniş bir şekilde olayın nerede , nasıl ve neden ve de kimler tarafından oluşturulduğu anlatılmıştı. İşte bu popüler tarihti. Çalışma alanımı çok genişlettim. 100 üstünde gezgin anı kitabı okudum. Bunlar da o dönemin bilim insanları tarafından yazılmış olan kitaplardı ve belgeli tarihe de uyumlu idi. Hatta, hala belgesini ortaya koyamadıağımız olayları anlatıyordu.
Şimdi turist rehberleri, yerel ya da yabancı turistleri gezdiriyorlar. Geziye katılan kaç kişi, oralarda anlatılanları heyecan ve merak ile dinliyor. Söyleyeyim, çok azı. Eğer kuru tarih anlatılıyorsa , gezen kişilere hiç bir şey vermiyor. Bunun örneklerini, gezdiğim yabancı ülkelerde de gördüm ama orada popüler tarih anlatılıyordu. Bizde de bu işi, beğenin ya da beğenmeyin yazar Ahmet Ümit bey yapmakta.
Kemeraltında gezi yapıldığında "Meserret oteli " anlatacaksanız verilecek bilgiler uçar gider. Hep böyle olur. Ama siz oranın, otel öncesi bir Osmanlı baruthanesi (Barut han) olduğunu ve burasının İzmirin önemli bir esir pazarı olduğunu anlatırsanız, anlattıklarınız insanların belleğinde yer eder. Bir Cezayir hanı muhabbeti, var ama birden fazla Cezayir hanı var. Bugüne dek bildiğimiz, bu hanın ceza evi olarak kullanıldığıdır ama acaba hangisi ceza evi idi. Bu durum Basmane gibi kadim semtler içinde söz konusu.
İşte ben bunları yazıyorum. Yazmaya devam da edeceğim. 17,18 ve 19 yüzyıl İzmirinin sosyal, ekonomik yaşamını olay ve kişilere dönük olarak yazmaya devam edeceğim.
Kent planlarını yazacağım, o planlarda neler gördüğümü yazıyorum ve yazacağım. Kadim semt sokaklarını, bu sokaklardan kaybolanlarını, açılan yeni sokakları orada olan yaşamları yazacağım. Umarım bir yararı olur. Yazdıklarımdan yola çıkacak olursanız, o sokaklarda , o binalarda nelerin yaşandığını gözünüzde canlandırabileceksiniz.

Popüler ve akademik tarih için;
Fatma Acun* tarafından yazılan bilimsel makaleyi de okuyabilirsiniz. Yaralı bir yayondır. Popüler Tarih Nedir? Popüler Tarih Nasıl Yapılır?

Osman Koçanaoğulları
6 Eylül 2022
İzmir

3 Eylül 2022 Cumartesi

Usta-Çırak eğitimi. İzmir. 1832

 Usta-Çırak eğitimi. İzmir. 1832


Gezginlerin Osmanlı coğrafyasını ve özellikle de Ege ve İzmir yaşantısını anlattıkları kitaplarını okurken çok ilginç bilgiler ile de karşılaşıyorum. Bunlardan bir tanesi de İzmir'de olan bir Rum kız okulunda uygulanan eğitim sistemi. Konuyu araştırınca da bu sistemin çok farklı yerlerde, çok farklı isimler ile uygulandığını da görüyoruz. Milattan önce dahi benzer yöntemler kullanılmakta. Farklı isimler altında uygulanmış ancak en bilinenleri  "Monitoryal sistem ve "Lancasterian System".

İzmirde de söz ettiğim Rum kız okulunda bu sistem uygulanmakta. Yıl 1832. Başka okullarda da uygulanıp uygulanmadığını bilmiyoruz. Kitapta sadece bu okuldan söz ediyor (Bu okul ile ilgili bilgileri daha sonra Cumhuriyet öncesi İzmir de eğitim adlı bir dosyada toplayıp yayınlayacağım)

Aslında bu sistem bir misyonerlik projesidir. Kurucuları ve uygulayıcıları da "misyoner " dir. İzmirde de bu işi Mr. Brewer (Amerikalıdır) yönetmektedir (3).

Sistemin temeli, bilgili öğrencilerin, bilgisiz öğrencileri eğitmesi üzerine kurulu. Öğretmenler bu işin başlangıcında, gelen çocukları hem eğitmek hem de eğitimci yapmaya çalışırken varlar. Öğretmenler bu arada, bu eğitimi yaparken danışman durumundalar da. Burada Öğretmeni "USTA", öğretici çocuğu "KALFA", okula başlayan çocuğu da "ÇIRAK " olarak görebiliriz. Bu sistem, Osmanlı da askeri okullarda bile kullanılmış (1)

Nereden nereye, yüzyıllardır , hemen dünyanın her yerinde uygulanan, bizim toplumuzda da belki binlerce yıldır uygulanan bu sistem, Amerikalı Misyonerler nedeni ile bir isim almış. Eğitim sisteminin Anglo-Saksonlar tarafından adlandırması ve geliştirmesinin tek nedeni, sömürge ülkelerinde bulunan, kendi vatandaşlarının çocuklarının eğitimi de dahil genel bir eğitim seferberliğinin yapılması. Öyle yazmışlar. Tabii bu arada, eğittikleri o çocuklarda, eğitim kurum yöneticilerine minnetar olacaktır.

Bizde biraz  yatılı okullarda olan etütlere de benzemektedir.

1- İAyşe AKSU. İngiltere - Amerika - Osmanlı Hattında Lancaster Öğretim Sistemi. Dergi Park. Yıl 2008, Cilt 6, Sayı 16, 29 - 67, 01.12.2008

https://dergipark.org.tr/tr/pub/ded/issue/29184/312500

2- Monitorial System. Wikipedia. https://en.wikipedia.org/wiki/Monitorial_System

3- E. Wines. Two years and a halh in navy. Volume II. 1832


Osman Koçanaoğulları

4 Eylül 2022.


24 Ağustos 2022 Çarşamba

Basmahane (Basmane) yufkacısı. İZMİR

 Basmahane (Basmane) yufkacısı. İZMİR


Telif hakları vardır. Telif hakları (COPYRIGHT) dosyasını okuyunuz 

Sizlere bir yerden ve bir çalışanından söz edeceğim. Çocukluğumun geçtiği Basmane semtinde olan bir yer burası.  1950 li hatta 1940 lı yıllarda burada yaşamış olanların bildiği bir yer burası. Belki de tarihi daha eskilere dayanıyor, bilmiyorum.Ancak benim söz edeceğim kişinin bu iş yerinde olma dönemi 1950 sonları ile 1960 sonları arasıdır.

Bu iş yeri, günümüz 1298 sokağın Anafartalar caddesine açılan bölümü üzerindedir.  Günümüz "Kadın müzesinin" altında olan bir yerdir.

Bizler 1298 sokağı hep " arka mahalle " olarak tanımladık. İlginçtir ki, bizden yaş olarak çok büyük olanlar bile bu sokağı hep     arka mahalle " olarak tanımladı. Ayni tanım 1296 sokak içinde geçerlidir.

Fotoğrafta da gördüğünüz yerde yufka, tel kadayıf ve ekmek kadayıfı imal edilirdi.



Sahibi gözlüklü orta yaşlarda biri idi. Ben size burada çalışan Ali den söz edeceğim. Bizler Ali' yi  , önceleri hep buranın sahibi olarak bildiğimiz kişinin oğlu olarak bilirdik ama sonra onun orada bir çalışan olduğunu, mekan sahibi tarafından sahiplenildiğini ve bu işin inceliklerinin öğretildiğini kendi ağzından duyduk.

Ali, bildiğim ve hatırladığım kadarı ile ilk okul mezunu idi.  O sokakta top oynarken, okul dönüşlerimde dükkanın önünde görürdüm. Bize pek katılmazdı. Bizler ile onun yaşı arasında baya bir yaş farkı vardı. 

İlk okul 5. sınıf okul bitirme sınavlarının olduğu yıl. Sınavlar bitti. Son gün "el işi" sonavı vardı. Eve,  kucağımda bir sürü el işi örnekleri ile dönüyordum. Çok sayıda karton işi küp, prizma örnekleri vardı. Bunları gördü, bakmak istedi, nasıl yapıldığını sordu. Ben de anlattım. Aradan bir zaman geçti, bana " ağabeylerinizin okuduğu roman-hikaye türü kitapları vardır, okumam için bana da verir misin " dedi.  Daha sonraki günlerde kendisine bu tür kitapları hep taşıdım. En çok " sayılı fırtınalar " kitabını beğenmişti. Ciddi bir öğrenme arzusu vardı, okumaya açtı. Eski gazetelerden , köşe yazılarını keser ve saklardı. Bir ara, galiba o dönemin "Akşam " gazetesinde yayınlanan " Karaoğlan " çizgi romanlarını saklıyordu, her gün gazetede çıkan bir bölümü eklerdi. Giderek, diğer arkadaşlarımız ile de konuşmaya başladı, onlar ile çizgi romanlar alış verişi yapmaya başladı . Bir gün , kendisini bir uğraş içinde gördüm. Bir kitabı ciltlemek için dikiyordu. Onun sayesinde "cilt" işini öğrendim. Hala çok mükemmel yapabilirim.

İyi bir eğitim görse idi, çok ama çok farklı bir kişi olabilirdi. 

Bir başka yazıda, bu yazı ile bağlantılı olarak kadayıfın, ekmek kadayıfının nasıl yapıldığını, cilt yapımının özelliklerini, aklımda kaldığı şekilde yazarım. Belli olmaz.


9 Ağustos 2022 Salı

Şadırvan camisinin yıkılan şadırvanı ( ya da çeşmesi). İZMİR

 

Şadırvan camisinin yıkılan şadırvanı ( ya da çeşmesi). İZMİR


Telif hakları vardır. Telif hakları (COPYRIGHT) dosyasını okuyunuz 

Burası, 5 Ağustos 2022 tarihinde yıkılan bir şadırvanın olduğu yer. Fotoğrafta görülen şadırvan yıkılan şadırvan.




.Burası  5 Ağustos 2022 tarihinde bir gece yarısı, nedendir bilinmez, birileri tarafından yıkılan şadırvanın bulunduğu yer. Günümüz 912 sokak, eski dönemlerin Ali paşa caddesi. Olay ortaya çıktığında, şadırvanın 70-80 senelik olduğu söylenmişti, ama daha eski olduğunu eski İzmir planlarından biliyordum. Yıkılan bu şadırvan Goad 1905 İzmir planında gösterilmiş. Bu planda sadece bir çeşmeden söz ediliyor. Belki çeşme idi, belki de şadırvan. Tam olarak bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey burada bir su yapısının olduğudur.


Söz edilen çeşme veya şadırvan 1923 Pervititich  İzmir planında da vardır. Bu planda, 1905 Goad planında var olan cami ana girişte  bulunan merdivenli yapı görülmemektedir. Bu planda bir hata yok ise, camiye ana girişi sağlayan merdivenli yapının 1923 öncesibde yok edildiğini söylemek mümkündür.



5 Agustos günü yıkılan çeşme veya şadırvanın betondan yapılma olduğu görülmekte. Muhtemeldir ki, günümüze ulaşamayan cami ana giriş merdivenleri yıkılırken o şadırvanı ya da çeşmeyi de ortadan kaldırdılar. Daha sonra bir hayırsever tarafından tekrar yaptırıldı. Kesin olan, burada 1905  ve 1923 tarihinde bir su yapısının olduğudur.


Güncel Plan 



Ortadan kaldırılan  merdivenli yapı yerine  caminin görkemli şadırvaının olduğu yere bir merdivenli giriş yapılmış.








24 Temmuz 2022 Pazar

16, 17, 18 yüzyılda gezginlerin İzmire geliş yolları

 16, 17, 18 yüzyılda gezginlerin İzmire geliş yolları


Telif hakları vardır. Telif hakları (COPYRIGHT) dosyasını okuyunuz 


Gezgin kitaplarını okuduğum günden beri aklıma, hep gezginlerin İzmir ve Ege bölgesine geliş yolları, geldikleri araçların özelliklerin ne olduğu sorusu takılır. Bu yazı 100 üzeri gezgin kitabından öğrendiklerimin bir sonucudur. Hemen şunu eklemek isterim, kitaplarda gezginlerin geliş yolları bellidir ama seyahat ettikleri araçlar ile çok fazla bilgi verilmemiştir. 

16, 17, 18. yüzyıl hatta 1900 başları Osmanlı imparatorluğunun  doğu bölümü yabancı gezginlerin en popüler gezi rotası olmuştur.

Gelen gezginler, laf ola beri gele kişiler değildirler. Hemen hepsi, çok iyi eğitim görmüş kişilerdir. Tarih, coğrafya, jeoloji, botanik, sağlık, arkeoloji, ekonomi, siyaset bilimi, eğitim bilimi ve  misyonerlik alanında çok iyi yetişmiş kişilerdir. Buralara geliş nedenleri de söz ettiğim bu konular ile ilgilidir. Çoğu tarihi eser ticareti yapmış, bazıları olasılıkla ajanlık yapmış, bir bölümü de Hristiyanlığın yayılması için uğraşı vermişlerdir. Bu konu ile ilgili olarak daha sonra bir şeyler paylaşırım.

Okuduğum kitaplar İngilizce olduğu için, gelenlerin tamamına yakını İngiliz ve az bir bölümü Amerikalı gezginleridir.

İzmir ve Ege bölgesine;

1- Avrupa limanlarından ya da İskenderiyeden gemi ile gelmekte,

2- Tuna nehri (+) kara yolu., ya da kara yolu ile İstanbul'a vardıktan sonra

         a- ya gemi ile İzmire varılmakta,

         b- Ya da İstanbul'dan İzmire gemi ile ulaşılmaktadır.

Bu gelişlerde kullanılan gemiler, gezginin geldiği yıllara bağlı olarak ya yelkenli gemi ya da buharlı gemiler ile olmaktadır. Gelen gezginler, gemide nerede yatıp kalktıkları, neler yedikleri hakkında bir bilgi vermemişlerdir. Bu gezginlerin hemen tamamı paralıdır, resmi görevlidirler. Böyle olunca da geminin tipi ne olursa olsun, iyi bir ortamda yolculuk yapmışlardır ama hiç biri kaldıkları kamaralarının özelliklerini de yazmamışlardır.Çok az sayıda gezgin, daha çok  güvertede  yatıp kalkan kişileri anlatmış ve bunların barınma koşullarını, yediklerini anlatmışlardır.  yediklerinden söz etmiştir.

Güvertelerde şanslı yolcuların köşe yerleşimleri yer bulduğunu anlatan gezginler vardır. Bu seyahatlerin, yaz mevsimlerinde yapılmış olması da çok olasıdır, gezgin kitaplarında ne bir fırtına ne de şiddetli yağmur anlatısı vardır. Güvertede olanlar, yaptıkları kaba bir çadırın altında yolculuk yapmışlar, kuru ekmek, zeytin (siyah zeytin olarak yazan bir gezgin var) ve salamura balık yedikleri yazılıdır. Tuvalet ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda bir anlatı yoktur.


Osman Koçanaoğulları

23 Temmuz  2022



3 Temmuz 2022 Pazar

Sulu mezarlık - İZMİR

 Sulu mezarlık - İZMİR



Telif hakları vardır. Telif hakları (COPYRIGHT) dosyasını okuyunuz 


Bu mezarlığı gösteren fotoğraf aşağıda görülmektedir.


Bu mezarlık, bir zamanlar günümüzde var olan 853 numaralı sokak ile Mucibur Rahman Caddesi’nin birleştiği yerde bulunmakta idi. Günümüzde burada, yıkım sonrası ortaya çıkan Roma dönemi hamam kalıntıları bulunmaktadır.

Kemeraltı, bir zamanlar var olan İzmir iç limanı idi. Yıllar içerisinde kurudu ve  Kemeraltı, kuruyan bu iç limanın alanı üzerine kuruldu. Ginimzde Kemeraltında yarım ay gibi uzanan  Anafartalar caddesi, bugün elimizde olan bilgilerin anlatısı ile, eski limanın  sınrlardırı. İç limanın kuruması epey zaman almıştır. 1836 yılı İzmir planında bie, hala iç liman kalıntısı olan alanlar görülmektedir. Sonra bu alanlarda kurur ama henüz bu bölgede bir mezarlık yoktur. Aradan yaklaşık 20 sene geçer, 1854-1856 tarihleri arasında çizilen İzmir planında  iç liman tamamen kurumuştur ama hala bir mezarlık yoktur. Aradan yine bir 20 yıl geçer, 1876 tarihli İzmir planında , kuruyan bu bölgede bir mezarlık görülür. Bu mezarlık 1905 Goad İzmir planında da vardır. Bu mezarlık sonradan kaldırılır. Kaç yılında kaldırıldığı konusunda net bir bilgi yoktur ama 1924 yılında çizilen Prost planında mezarlık hala yerindedir. Mezarlık kalktıktan sonra yerine bir Tütün İşleme mağazası yapılır, 1980 li yıllarda burası da yıkılarak yerine modern bir iş hanı yapılır. Bu iş hanı yıkılıp yeni bir iş hanı yapılması planlanırken, zeminde Roma harabeleri ortaya çıkar. Harabelerin hamam olduğu söylenmektedir.
















Buraya neden "sulu mezarlık " adı verilmiş olabilir. Zamanında, sokak-cadde-semtlere verilen adların hep bir anlamı olduğunu biliyoruz. Şimdi burada 2 olasılık vardır.;

1- Ya, mezarlık kullanılmaya başladığında, buralarda hala su alanları vardı ya da yağan yağmurlar ile buraları su ile doluyordu,

2- Mezarlık yapılmadan önce, hamam ve hamama  bağlanan bir su akıntısı vardı.


Osman Koçanaoğulları

Temmuz 3 2022